Bir Girişim Hikayesi

- Bir Girişim Hikayesi
- Kaan Gülten
Konya'daki dinleyicilere kendi girişim hikayesini, yaşadığı sorunlar ve bulduğu çözümler üzerinden anlatıyor; amaç ilham vermek.
Kapak başlığı: YBA Konya 2021 konuşması
2011'de tek başına ve küçük bir sermayeyle kurulan bir şirketin on yılı, sorun ve çözüm çiftleri hâlinde: fikir bulmak, cesaret, zamanı beşe bölmek, odak, atalet, pazarlama, fiyat, ekip, çalışan ve kriz yönetimi.
Slayt metinleri sunum dosyasının metin katmanından; ana fikir ve alıntılar konuşma kaydından. Kaydın otomatik dökümü orta kalitede olduğu için alıntılar birebir değil, anlam korunarak sadeleştirilmiş cümlelerdir. İndirilebilir dosya, boyut sınırı nedeniyle görselleri küçültülmüş kopyadır.
Sunumun kaydı
Konuşma bir girişim hikayesini kronoloji olarak değil, karşılaşılan sorunlar ve bulunan çözümler olarak anlatıyor. Başlangıç noktası kafa yapısını değiştirmek: sorunlar girişim fikridir, cesaret deneyimle kuvvetlenir, hedef parçalara bölünmeden ulaşılmaz. Sonra şirketi büyütürken bulunan yöntemler: 5'e Bölme Kuralı, odak için televizyonu ve bildirimleri kapatmak, atalete karşı işleri kolaydan zora sıralamak, değeri ortaya çıkarmak için önce hizmeti değil kitapları pazarlamak, kârı şirkete yatırmak, düşük hizmet kalemini kapatıp fiyatı yükseltmek, ekibi işi bilenlerden değil karakterine göre seçip yetiştirmek, çalışanı işin merkezine koymak. Kapanış kriz yönetimi: yönetilebilen ve yönetilemeyen sorunları ayırmak, kendine olmayan sorunlar yaratmamak ve endişelenmemek.

Konya'daki dinleyicilere kendi girişim hikayesini, yaşadığı sorunlar ve bulduğu çözümler üzerinden anlatıyor; amaç ilham vermek.

2011'de şirketi kurmadan önce neyden keyif aldığını arayan, bulduğunu ticarileştirmeye çalışan biri olarak kendini tanıtıyor.

Konuşmanın çerçevesi: büyük hedef parçalanmadıkça ulaşılmaz; ilk parça atılabilecek kadar küçük olmalı, ivme gerisini getirir.
“Parçalara bölündüğü sürece ulaşılamayacak hedef yoktur. Proje ne kadar büyük olursa olsun gerekirse bir milyon parçaya bölün; yeter ki ilk parça sizin atabileceğiniz büyüklükte olsun.”

Google, YouTube, Meta ve Apple gibi devlerin büyüme stratejilerini (kullanıcı odağı, rakibi satın alma, ürünleri markalaştırma) analiz ederek öğrenmek.

Herkesin ilk sorusu. Cevap kafa yapısını değiştirmekte: sorunla karşılaşınca isyan eden değil, 'bunu yaşayan başkası var mı, çözersem girişime dönüşür mü' diye bakan bir zihin.
“Sorunla karşılaştığınızda 'yine sorunlar beni buluyor' diyorsanız orada bir fırsat yatıyor. Ben kendi sorunlarıma 'bunu nasıl çözerim, bunu yaşayan başka kişiler var mı' diye bakarım.”

Sorunlar üç kaynaktan gelir: kendi, çevre, toplum. Çözüm zaman, emek ya da maliyet tasarrufu sağlıyorsa girişim vardır. Örnek: sunum kumandası tutarken su şişesini tek elle açamamak; bisikletçi, koşucu, sporcu için tek elle açılan kapak.
“Sorunlar bize girişim fikri olarak gelir. Zaman, emek ve maliyet tasarrufu sağlayan bir faydanız varsa orada bir girişim vardır.”

Sonucu kestirememek geri çeker. Kendi hikayesi: 2011'de tek başına, biriktirdiği küçük sermayeyle, hiçbir destek olmadan; yirmi günlük bir işten sonra işverene 'bu işi size fatura keserek yapayım' teklifi.

Üçüncü haftanın sonunda dünyanın en büyük lojistik şirketlerinden biriyle anlaşma; cesaretin ne kadar önemli olduğunun anlaşıldığı an. Sonrasında hiçbir kararda ikinci kez düşünmemek; her hata sebebi bilinen bir deneyim olarak altıncı hissi kuvvetlendirir.
“Cesaret etmeseydim o adımı atmayacaktım. Sonrasında attığım cesur adımların haddi hesabı yok; her hata, sebebi bilinen bir deneyim olarak altıncı hissimi biraz daha kuvvetlendirdi.”

Girişimci başta her şeyi kendi yapar: temizlik, telefon, kargo, fatura, satış. Oradan çıkmak gerekir; adam-saat hesabıyla değersiz işler katma değerli işlerin zamanını yiyor.

Kaan Gülten'in kendi kuralı: tüm işlerin listesi çıkarılır ve katkı yüzdesine göre beş dilime ayrılır. 0-20 hemen devredilir (ilk sekreter), sonra 20-40 (ön muhasebe uzmanı); zamanla her dilim sisteme ya da doğru kişiye gider, kurucu bizzat yapması gereken işlere kalır.
“Yaptığım tüm işlerin listesini çıkardım ve beşe böldüm: yüzde sıfır-yirmi hemen kurtulmam gereken işler, seksen-yüz bizzat benim yapmam gereken işler. Sıfır-yirmiden kurtulmak için hemen bir sekreter aldım; şirket hızla büyümeye başladı.”

Sosyal medya, bildirimler ve akışkan bilgi odaklanmayı zorlaştırıyor; ama bir işte uzmanlaşmak için odak şart.

Dört şeyden kurtulmak: televizyon (saatinin maliyetini hesaplayınca), enerjiyi düşüren insanlar, bildirimler (SMS ve arama dışında hepsi kapalı), gereksiz zaman kaybı.
“Telefon beni yönetmiyor, ben telefonu açıyorum. Bildirimlerim kapalı; günde yedi sekiz kez ben açıp bakıyorum. Televizyon izlemiyorum, çünkü saatimin maliyetini hesapladım.”

Hedefler büyüdükçe ve yapılacaklar listesi uzadıkça göz korkar, kabuğa çekilme başlar.

Kendi yöntemi: kritik bir iş yoksa listeyi en hızlı yapılabilecekten en zora sıralamak. Her küçük iş bir sonraki için enerji üretir; oyunlaştırma gibi süreklilik sağlar.
“İşleri en kolay yapılabilecekten en zora doğru sıraladım. Her ufak iş, bir sonraki zor işin enerjisini üretiyor.”

İlk yıllarda müşteriye kendini anlatırken zorlanmak; mütevazı ve çekingen yapının girişimcilikte kırılması gerektiği.
“Girişimcinin doğasında çekingenlik yok. Dünyanın en zeki insanı bir köyde dört duvar arasında yaşıyor olabilir; onu ortaya çıkarmadığınız zaman kimse farkında değil.”

Kendini, şirketi ve işi pazarlamak; teknik olarak işi bilmek yetmiyor, karakterin de buna uydurulması gerekiyor.

Var olan bir pazarda marka algısı için reklam ile henüz oluşmamış bir pazarda farkındalık için reklam farklı işlerdir; Webtures ikincisiyle başladı.

Aynı hizmet için iki mesaj: ilki pazarı eğiten farkındalık mesajı, ikincisi pazar oluştuktan sonra marka algısı mesajı.

Herkesin bildiği bir markanın reklam yapmaya devam etmesi: var olan pazarda marka algısını sürekli canlı tutmak.

Reklamın algıya etkisini gösteren deneyin girişi.

Channel 4'taki deneyden kareler: reklamcılardan bir kampanya tasarlamaları isteniyor; yolda bilinçaltına yerleştirilen görüntüler ortaya çıkan tasarımı belirliyor.

Tasarlanan afiş ile önceden hazırlanmış afişin karşılaştırılması.

Yol boyunca gösterilen görsellerin sonucu nasıl şekillendirdiği.

2011'de arama motorunda üst sıraya çıkmanın ne işe yaradığını anlatmak zordu; büyük tekstil markalarına 'e-ticaret siteniz tüm şubelerinizin cirosundan fazla satabilir' demek gerekiyordu.

İki kitap yazmak ve hizmeti değil kitapları pazarlamak. Kitabı okuyan 'artık kendim yaparım' demedi, 'çok profesyonelmiş, bir uzmanla çalışmalıyım' dedi. 29 liralık bir kitapla temas, sonra büyük işler. Kitaplarda 68 bin baskı.
“Hizmetimizi değil kitaplarımızı pazarladık. Bilenlerin sayısı arttıkça talep de arttı; 29 liralık bir kitapla başlayan temas büyük işlere gitti.”

Büyük marka tek başına sadakat üretmiyor: Türkiye'nin en büyük bankasında staj yapan arkadaşının 'milyonları döndürüyoruz ama bana verdikleri ücret bu' isyanı.
“Markanın büyüklüğü tek başına sadakat üretmez. Rakipler için değil, ekibiniz ve müşterileriniz sizi sahiplensin diye markalaşmanız gerekir.”

Markalaşmaya bu yüzden fazlaca yatırım yapıldı: rekabet için değil, ekip ve müşteri tarafından sahiplenilmek için.

'Bunlar olmadan hareket edemem' düşüncesi. Çözüm kendine yatırım yapmakta bulundu.

Şirketin kârı hiçbir zaman şahsi ev, araba hedefine gitmedi; her seferinde şirkete yatırıldı. Kendine yatırım yapabilen için yatırımcıya belki gerek bile kalmaz.
“Yüz bin kazandığınızda ev, araba alıyorsanız yatırımcı için soru işaretisiniz. Kârı şirkete yatırabiliyorsanız yatırımcı gözü kapalı gelir; belki gerek bile kalmaz.”

Her yatırımın pazarlamaya, ekibe, işin kalitesine dönmesi; büyümenin sürekliliği.

Sürdürülebilirliğin aracı nakit akışı; yatırım, ekip ve kalite her seferinde büyümeyi görünür kıldı.

En deneyimli iki çalışanın talebi: peynir ekmek gibi satan en düşük hizmet kalemini kapatmak, çünkü o müşteriler çok talep ediyor ve işi bilmiyor.

Fiyat artırıldıkça daha nitelikli, çalışana değer veren firmalar geldi; strateji tekrar edildi. Şart: hizmetin değeri de eş zamanlı artmalı, yoksa içi boş fiyat politikası olur. Apple örneği: aynı maliyet, üç kat fiyat, daha az ama sahiplenen kitle.
“Fiyatı artırdıkça daha nitelikli, işi bilen, çalışanına değer veren firmalar gelmeye başladı. Yüz birimlik on müşteriyi bir birimlik bin müşteriye tercih ettik.”

Tek başına başlayan şirket 32-33 kişilik bir ekip oldu; başlangıçta sektör yeni olduğu için işi bilen yoktu.

Acun modeli: çevreden ve başvuranlardan karakterine, dürüstlüğüne göre seçip işi öğretmek; uzun vadeli. Musk modeli: hızlı ölçeklenmek gerektiğinde işin zirvesindekileri çekmek. Webtures mecburen Acun modeliyle başladı; bugün ihtiyaç olmasa da iki üç kişi fazladan alıp altı ay-bir yıl yetiştiriyor.
“Elon Musk bile 'insanların beynine odaklandım, kalbine odaklanmayı ihmal ettim' diyor. Ekibi işi bilenlerden değil, karakterine ve dürüstlüğüne göre seçip yetiştirmenin ne kadar doğru olduğunu her gün görüyorum.”

Sahiplenilmeyi beklemek yerine önce sahiplenip vermek.

Motivasyonun yönü tersine çevriliyor: önce şirket çalışanı sahiplenir ve verir, karşılığı sonra gelir.

Kurucunun kendisi için yaptığı zaman yönetimini her çalışan için de yapması: o zaman şirket topyekûn büyür.

Şirket kültürü gereği iş görüşmesine gelen adayın ulaşım masrafı bir zarfla karşılanıyor; işe başlayana karşılama seti. Bir adayın tweet'i: 'İş görüşmesi sonrası aldığım zarf çok şaşırttı; çalışan dostu firmalara selam olsun.'

Kitap ve fatura kargolayan çalışanın etiket hazırlama süresi fark edilince tek etiket çıkaran bir tasarım yapıldı ve etiket makinesi alındı: bir buçuk dakikalık iş on saniyeye indi. Bilgisayar yenilemesine bir çalışanın yorumu: 'Yaptığım işin niteliği değişmeyecek ama daha konforlu çalışacağım, kendimi daha değerli hissedeceğim.'

Sürekli yeni içerik üretmenin enerji ve zaman maliyeti.

Zamanla eskimeyen içerik: bir kez üretilen, uzun süre değer üreten ve pazarlamayı sürdürülebilir kılan içerik.

Girişimcilik eşittir kriz: çok değişkenle temas edersiniz, her biri farklı sorun üretir. Sorunları yönetilebilir ve yönetilemez diye ayırmak; yönetilemeyeni dert etmek sürdürülemez bir stres.
“Yönetemediğim bir sorunu dert etmek sürdürülemez bir stres; kabul edip geçiyorum. Daha önce yediğin cezanın stresini şu an yaşıyor musun? Hayır. O zaman bunu da bir süre sonra unutacaksın.”

Karikatür: Scooby-Doo sahnesinde hayaletin maskesi açılıyor.

Maske açılınca sorunların arkasındaki kişi yine kendisi çıkıyor.
“Tüm sorunların arkasında kim var diye baktım; yine benmişim.”

Olmayan sorunlar yaratmak ya da içinde bulunduğumuz durumu olduğundan büyük görmek.

Aynı karikatürün devamı: boğulduğunu sandığı su diz boyu. Sorunlar çoğu zaman tahmin edildiği kadar büyük değil.
“Sorunlar çoğu zaman tahmin ettiğimiz kadar büyük değil; boğulduğumuzu sandığımız su diz boyu.”

Eğlence için konmuş ama zaman zaman doğru olan yaklaşım: yönetilemeyen sorunlar için geçerli.

Cuma günü İzmir'e dönmek zorunda kalan tasarımcı, pazartesi işler var. Son iş olarak zor bir tasarım istendi ve ilan olarak paylaşıldı: 'Bu tasarımı yapabilecek tasarımcı arıyoruz, CV istemiyoruz.' Saatler içinde yüzlerce başvuru; bir ajans sahibi bile 'kendimi test etmek için gönderdim' dedi. Kaynak dosyaları görüp en yeteneklisi seçildi.
“Krizlere kriz gibi bakmadığınız, sorunları basamak gibi gördüğünüz zaman hayatınızdaki birçok şey değişmeye başlar.”

Özel tasarım kartvizitlerin köşeleri çapraz yerine düz kesilmişti. Ekip 'geri gönderelim, ücretini düşelim' derken tasarımcıya '45 derece açıyla yapabilir misin' dendi.

Düz tutunca çapraz, çapraz tutunca düz okunan kartvizit; müşteriler elinde çeviriyor, hikayesini dinleyince gülüyordu. Ders: soruna Türk usulü üzerine atlamayın, bir adım geri çekilip uzaktan bakın.
“Sorunu gördüğünüzde üzerine atlamayın; bir adım geri çekilin, uzaktan bakın. Sakin olduğunuzda zaman sizin için yavaşlar ve krizi daha sağlıklı kararlarla çözersiniz.”

Akış şeması: Hayatınızda problem var mı? Hayır: endişelenme. Evet: bunun için bir şey yapabilir misin? Hayır: endişelenme. Evet: o zaman çözeceksin, endişelenme. Her yol endişelenmemeye çıkıyor.
“Herkes geçmişte büyük bir kaos yaşamıştır; ne kadarını hatırlıyoruz? Gelecekte yaşayacaklarınızı da unutacaksınız; yeter ki en az hasarla atlatın.”

Kendi kanalını sürdürülebilir bir pazarlama aracına çevirmek.

Sosyal medyada paylaşılan karikatürler: sürdürülebilir bir pazarlama stratejisi olarak.


Soru-cevap. Fikrin doğru olup olmadığı: daha önce uygulanmış mı; duygusal yaklaşmayacak, sizi tanımayan kişilere sorarak test edin (bir girişimci Google Form ve düşük bütçeli bir ilanla talebi ölçtükten sonra siteyi ve uygulamayı yaptı). Kurum içi girişimcilik: şirketin göz ardı ettiği sorunları masaya yatırın. Sermaye yoksa: ürününüz bir şirketin gider kalemiyse o şirketi yatırımcı yapın. Fikrin sahipliği değil uygulanabilirliği önemli; aynı fikri on binlerce kişi düşünüyor, ilk somutlaştıran kazanır.
“Fikrin sahipliğinden çok uygulanabilirliği önemli. Aynı fikri aynı anda on binlerce kişi düşünüyor olabilir; ilk somutlaştıran kazanır.”
Başlık kurumunuzun gündemine uyuyorsa, oturumu o gündeme göre kurarız.
Danışmanlığı incele